Paket platformları artık satış kanalı olmaktan çıktı

Paket platformları artık satış kanalı değil, marketing kanalı. İndirim matematiği, müşteri kazanma yanılgısı ve kendi kanalınıza geçmenin yolu.

Paket platformları artık satış kanalı olmaktan çıktı

Restoran işletiyorum. Sosyal medyayı bilmiyorum. Broşür dağıttım, kimse aramadı. Sonra herkesin yaptığını yaptım — paket platformlarına bir bir girdim.

Kimse sizi hâlâ bilmiyor, sipariş yine az. Kampanya açtım. Joker, %50 indirim, 14:00-18:00 arası fırsat kampanya… Sipariş geldi. Devam ettim.

Çoğu işletme sahibi bunu şöyle açıklıyor:

“Boş zamanda mutfak yatmasın, ne gelse kârdır.”

Hayır. Değil.

Şöyle düşünün: %50 indirim açıyorsunuz. Toptancı malını tam fiyatına satıyor. Sarf malzemeci parasını alıyor. Kurye ücretini alıyor. Platform komisyonunu alıyor. Bütün zincirde indirim yapan tek kişi sizsiniz.

Mutfak daha çok çalışıyor, daha çok malzeme gidiyor. Daha çok çalışıp daha az kazanıyorsunuz. Üstüne işletmenizin dijital varlığını başkasının ekranında, kiracı olarak tutuyorsunuz.

Kırılma noktası burada:

Paket platformları bir satış kanalı olmaktan çıktı. Artık birer marketing kanalı.

Hem de garantili bir marketing kanalı. Emin olabileceğiniz tek şey şu: orada sizi gören herkes %100 yemek siparişi verecek. Hepsi potansiyel müşteriniz. Başka hiçbir mecrada bu kadar saf bir kitle bulamazsınız.

Ama marketing kanalını satış kanalı gibi kullanırsanız, gelirinizin %45-50’sini komisyona, ödeme kesintisine, kampanya indirimine, yemek kartlarına ve ay sonu sürprizlerine yedirirsiniz. Ay sonunda hesap tutmaz. “Bu kadar çalıştık, bu mu kaldı?” hissi başlar.

Şimdilik tek bir şeyi netleştirelim: Platformlar hâlâ orada. Müşteri hâlâ orada. Değişen tek şey, platformların sizin işinizdeki rolü.

Bu platformlar büyük bir alanı doldurdu

Bunu inkâr etmeye gerek yok.

Restoranlara dijital sipariş trafiği hiç olmadığı bir dönemde, bu platformlar bir köprü kurdu. Websitesi olmayan, kurye bulamayan, kart cihazı bile sıkıntılı olan binlerce küçük işletmeyi internete taşıdılar. Müşteriye “online sipariş” alışkanlığını öğrettiler.

Bu bir başarıydı. Hâlâ da öyle.

Ama o dönem geçti.

Şimdi aynı köprü, hantal bir müşteri ilişkileri cehennemine dönüştü:

  • Komisyonlar şeffaf değil.
  • Müşteri verisi sizin değil.
  • Kampanya açmazsanız görünmüyorsunuz.
  • Kampanya açtığınız ay daha az kazanıyorsunuz.

İşi büyüten taraf yine siz oluyorsunuz. Ama büyüyen trafik, sizin değil; platformun envanterine yazılıyor. Müşteri sadakati de aynı şekilde — uygulama, restorana değil platforma bağlanıyor.

Bu artık iki taraflı bir ilişki değil; bağımlılık.

Yeni perspektif: müşterinizi platformda bulun, kendi kanalınıza geçirin

Bu platformlar yemek satacağınız yerler değil.

Paket platformları — yeni müşteri bulup kendi kanalınıza çekebileceğiniz büyük bir medya alanı.

Bunu kabul ettiğiniz an her şey yerine oturuyor:

  • Kampanya = reklam bütçesi. Müşteri çekme maliyeti.
  • Komisyon = medya satın alma ücreti.
  • Sipariş = ilk dokunuş, sadakat değil.
  • Yeni müşteri = aslında kendi kanalınıza kazandığınız müşteri.

Platformu bu gözle kullanın. Müşteri geldiğinde — bir şekilde — kendi listenize, kendi sitenize, kendi WhatsApp’ınıza taşıyın. Bir sonraki sipariş sizin kanalınızdan gelsin.

Aynı yemek. Aynı müşteri. Sadece komisyon yok.


Bu platformlarda satış yapmıyorsunuz. Orada kira ödüyorsunuz. Ve kira her ay artıyor.

Kendi sepetinize geçin.